Dulken Ümitsizliği Yenmek

Yas süresi içinde dostları, yakınları, hatta dul kalan kişinin kendisini bile şa­şırtan bir dönem daha görülür. Bu, ölümden beş ay kadar sonra, ölenin ge­ri dönmeyeceğinin kabul edilmesinden sonra ortaya çıkar. Acı gerçek, ümitsiz­lik ve depresyona yol açar; günler geç­mek bilmez, yaşam ve gelecek anlamsız görünür. Dulun en çok desteğe gereksi­nim duyduğu dönem budur. Onu ger­çeklerden uzaklaştırmaya çalışmak bir işe yaramaz. Sevdiğini yitirdiğini kabul etmekten ve onsuz yaşamaya alışmak­tan başka çaresi yoktur. Yeni bir hayat kurmaya ancak böyle başlayabilir.

Herkesin ölüme tepkisi değişiktir; ama genel olarak yeni yaşama alışmak, sandığımızdan çok daha uzun sürer. Dulun her gün biraz daha güçlenerek iyileşmesini beklemek yanlış olur. İniş ve çıkışlar olacaktır. Herhangi bir söz ya da davranış geçmişe dönmesine ne­den olabilir. Ama bu duygusal anlar günden güne azalacaktır (yine de dul ka­lan kişinin oldukça duyarlı olduğu ve kolayca incinebileceği unutulmamalı­dır).

Ölüm yıldönümleri her zaman üzüntü verir. Bu günlerde dul kişinin yalnız kalmamasına dikkat edilmelidir. Yılbaşı ve bayramlar da güç dönemler­dir. Bu dönemlerde dulları aramak ve davet etmek yerinde olur. Teklifinizi kabul etmeseler bile, davet edilmekten memnun olacaklardır.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Annenin Çalışması Çocuğu Nasıl Etkiler?
Anne Olmaya Hazır Olduğumu Nasıl Anlarım?
Anne ve Babanın Çocuğa Karşı Görevleri

Dul Kalan Kişinin Yeni Rolü

Ölenin çocukları varsa, onların da ya­kınlığa, desteğe gereksinimleri olacak­tır. Sağ kalan eşin fiziksel ve duygusal enerjisi yeterli olmayabilir. Bu yüz­den dost ve komşuların alışveriş, yemek, çocukları okula götürmek, oyun oyna­tarak oyalamak gibi konularda yardımcı olması çok önemlidir.

Dul kalan kişinin, çocuklarının des­teğine de gereksinimi büyüktür; çocuk­ların acısını anlayıp paylaşmalarını is­ter. Daha sonraki yıllarda birbirine her konuda destek olacak bu kişiler, ölen anne ya da babalarından rahatça söz edebilmeli, onlardan yoksun kalmanın önemini dile getirmekten çekinmemeli­dir. Ölenden rahatça söz etmek konu­sunda dost ve komşular da yardımcı ola­bilir.

Yeni bir role alışma

Sağlıklarında iki eş de çalışmış ve ev işlerini eşit biçimde paylaşmışlarsa, bi­rinin ölümü çok sayıda yeni sorun geti­rir. Yemek pişirmekten çamaşır yıkama­ya, faturaları ödemekten alışverişe ka­dar değişen bu sorunlar, yeni şeyler öğ­renip yeni alışkanlıklar edinmenin en güç olduğu dönemde ortaya çıkar. Eşin ölümü medeni durumda da değişiklik getirir. Geride kalan eş artık birisinin karısı ya da kocası değildir. Bu durum, evliliği mutlu sayılmayan kişileri bile et­kiler. Hayatta kalanların, ölümü izleyen aylar ve yıllar boyunca durumlarına alı­şarak, yeni rollerini benimsemeleri ko­lay olmaz.

Eşini yitirenlerin bazen, kısa süren bir yas döneminden sonra hızla düzelerek, canlı, kararlı kişiliklere büründükleri gözlenir. Bu durum çevredekileri şaşırt­mamalıdır. Bu ani değişiklik aslında ki­şinin hala şokun etkisinde olduğunu, ölüm olayını kabullenemediğini göste­rir. Bu dönemde alacağı kararlardan ile­ride pişmanlık duyabileceğinden, ev değiştirme vb. büyük kararları bir süre erteletmeye çalışmak doğru olur.

Şok dönemini çoğunlukla arama dö­nemi izler. Eşini yitiren kişi durumu ka­bul etmez ve ölenin geri dönmesi bek­lentisine kapılır. Üzüntüsü bütün ener­jisini ve dikkatini yitirmesine yol açar; gerçek anlamda acı veren duygusal taş­kınlıklar ortaya çıkar. Bazen de şiddet­li yalnızlık duygusu ve onu yalnız bırak­tığı için ölene kızma gibi tepkiler görü­lür. Bu kızgınlık, dost ve akrabalara da yönelebildiğinden, ilgili kişilerin çok sa­bırlı ve anlayışlı olmaları gerekir.

Kimisi, önemsiz olayları anımsayarak pişmanlık duyar; kimisi de gerekenin yapılmadığı duygusuna kapılarak dok­torları suçlar. Yakınları, bu kızgınlığın, onun bir daha doktora gitmemesine yol açacak kadar aşırıya varmasını önleme­lidirler; çünkü eşini yitiren kişiler ilk yıl­larda, geçirdikleri ruhsal baskılar yü­zünden hastalıklara karşı daha duyarlı olurlar.

Dulluk Nedir

Eşin ölümü yaşamın en acı deneyimlerinden biridir. Ama çeşitli aşamalarını bilmek, bu güç günleri biraz olsun kolaylaştırabilir.

İnsanın yaşamını paylaştığı kişiyi yi­tirmesinden doğan acı ve üzüntüyü, za­mandan başka hiçbir şey dindiremez. Ancak eşin ya da çok sevilen bir yakı­nın ölümünden sonra yaşanan acının de­ğişik evrelerinin neler olduğunun bilin­mesi bir ölçüde de olsa yararlı olabilir. Böylece, hem insan kendisinden çok şey beklemeyi bırakır, hem de çevresinde­kilerin ona destek olması kolaylaşır.

Karı ya da kocanın ölümünden son­ra sağ kalan eşte olayın şoku etkisini bir süre korur. Ölüm önceden beklenen bir şey bile olsa şok kaçınılmazdır. Hatta sağ kalan eşin aylardır hasta bakmış ve ölüm beklentisi içinde yaşamış olması da durumu değiştirmemekte, ölümle beklenmedik bir biçimde karşılaşanlar­la aynı düzeyde etkilenmektedir.

Sevgi ve destek

Eşini yitiren kişinin ilk günlerdeki en önemli gereksinimi rahatlık ve yakınla­rından yardım görmektir. O günlerde cenaze işleri ile ilgilenmek, evde yemek ve yeterli para bulunmasını sağlamak, hatta gerekli yerlere haber iletmek, te­lefona bakmak, istendiğinde söz konu­su kişinin rahatsız edilmesini önlemek gibi işler, oldukça değerli yardımlardır. Kuşkusuz bütün bu işler incelikle yeri­ne getirilmelidir. Dul kalan eşin fikri de alınabilir, ama çoğunlukla ayrıntılarla ilgilenmek istemeyecektir. Dul kalan ki­şiler bazen olaydan çok etkilenirler ve birçok konuda algılama güçleri aza­lır. Bu yüzden çevredekilerin o ölçüde sabırlı ve anlayışlı davranmaları, basit bir konuda bile söylediklerini birkaç kez yinelemekten çekinmemeleri gerekir.

Akrabaları ve yakın dostları olan du­lun öteki tanıdıklarının da, kısa bir zi­yaret, bir not ya da telefonla üzüntüsü­nü paylaştıklarını göstermeleri yararlı olabilir. Ölenin başkaları için de değer­li olduğunu bilmek, yakınlarını avutur.

Dulluk Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

65 yaşındaki teyzem yeni dul kaldı. Ona nasıl yardımcı olabilirim?

Ona düzenli olarak mektup yazıp telefon etmeniz, eğer yakınsanız zaman zaman uğrayarak, kahve içip dertleşmeniz büyük destek olabilir. İlk günlerde yapabileceğiniz en büyük yardım ise, oturup, dile getirdiği üzüntüsünü dinlemektir. Kendini hazır hissedince alışverişe ya da yürüyüşe çıkmak için de yardımınızı isteyebilir.

Ona istediği zaman size uğramasını söylemeyin; karar veremeyebilir. Gününü belirterek davet edin. Bir yıl kadar sonra, hazır olduğunu fark edince, yeni insanlarla tanışmaya, yeni uğraşlar bulmaya yöneltin.

Babam birkaç ay önce dul kaldı. Onu bizimle birlikte tatile götürmemiz doğru olur mu?

Eğer onun açısından güç olmayacağına, uyum göstereceğine inanıyorsanız, evet. Dul kalan kişilerin çoğu ilk yıl içinde bu türden bir değişikliğe gereksinim duysalar da girişimde bulunacak enerjiyi bulamazlar ya da bulsalar bile, dul kaldıktan hemen sonra yabancılarla birlikte olmanın yalnızlıklarını büsbütün vurguladığını fark ederler.

Annem, babamın beş yıl önceki ölümünü çok metin karşılamıştı; ama geçenlerde kedisinin ölümü yüzünden depresyona girdi. Onun için ne yapabilirim?

Anlaşılan anneniz babanızın ölümünden sonra duygularını bastırmaya çalışıp, üzüntüsünü yaşayamamış ve kedisinin ölümü üzücü anıları tazeleyerek depresyona yol açmış. Ona, bir psikoloğa ya da psikiyatri uzmanına başvurmasını önerin. Büyük bir olasılıkla asıl gereksinimi, babanızın ölümü hakkındaki duygularını açabileceği anlayışlı bir dinleyicidir.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
Loading...