Çocukların, doğumdan ergenlik çağının sonuna kadar, anne babalarının sağlayacağı sevgi ve güven dolu ortama gereksinimi vardır. Saygı ve güvene dayak arkadaşlıkların temeli bu ortamda atılır.

Ailenin başlıca işlevlerinden biri, ço­cuğa güven ve sevgi dolu bir ortam sağ­lamaktır. Bu üç aşamada gerçekleşir. İl­kinde bebeğe yemek, barınak ve duygu­sal güven verilir. İkinci aşamada, çocu­ğa başkalarıyla sağlıklı bir ilişki kurması öğretilir. Üçüncü aşama ise, çocuğun er­genlik çağından erişkinliğe geçişini içe­rir ve bu, anne-babanın çocuk üzerin­deki denetimi bıraktığı dönemdir. Eğer bu noktaya kadar anne-baba ile çocuk arasındaki ilişki iyi gittiyse, bundan son­ra da büyük olasılıkla böyle sürecek ve bu ilişki bağımlılıktan çok sevgi, karşı­lıklı saygı ve arkadaşlığa dayanacaktır.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Yüzü İnce Göstermek İçin Allık Nasıl Sürülür?
Beyaz Tenliler Hangi Renk Allık Kullanmalı?
Yüz Şekline Göre Allık Nasıl Sürülür?
Esmerlere Hangi Renk Allık Yakışır?
Buğday Tene Hangi Renk Allık Gider?

Anne-babalık

Günümüzün ailesi genellikle, anne-baba ve çocuklardan oluşur. Büyükanne, bü­yükbaba ve öteki akrabaların aynı çatı altında ya da birbirlerine yakın yaşadı­ğı ataerkil aile tipi, yavaş yavaş tarihe karışmaktadır. Bu yüzden artık anne babanın çocuklarını istedikleri gibi ye­tiştirme konusunda daha özgür olduğu söylenebilir. Ne var ki bu durum, ço­cukların geçmişe oranla insanlarla da­ha az ilişkiye girmesine, anne babanın bütün dikkatini ve beklentilerini çocuk üzerinde yoğunlaştırmasına yol açmak­tadır. Bu nedenle küçük aileler de, ço­cuklar için sakıncalı olabilmektedir.

Günümüzde anne ile babanın rolleri oldukça esnekleşmiştir. Baba hem ço­cuklarıyla hem de ev işleriyle daha çok ilgilenmekte, anne de geleneksel olarak erkek işi olarak kabul edilen işlerle uğ­raşabilmektedir. Kendi rollerinin değişebilir olduğunu gören anne babalar, çocuklarının da başka insanlara karşı daha uyumlu ve hoşgörülü olmalarını sağlarlar.

Anne ve Babanın Bebeklikten Yetişkinliğe Kadar Etkileri

Anne-baba ve bebek

Bebeklerin sürekli olarak özenli ba­kıma gereksinimleri vardır. Gösterilecek sevginin yanı sıra, bebeğin çeşitli istek­lerini anlayıp yerine getirecek birinin bu­lunması gerekir. İlk aylarda bebek çevresiyle ağlaya­rak iletişim kurar. Anne-baba bebeğin ağlamasına yerinde ve zamanında kar­şılık verirse, aralarındaki güven duygu­sunun temelleri atılmış olur. Bebeğin zihinsel gelişimi için uyarılara gereksinimi vardır. Bu, bebekle arka­daşlık kurma, konuşma, oynama ve eli­ne değişik nesneler verme yoluyla sağ­lanabilir. Bebek ne kadar çok uyarıyla karşıla­şırsa, o kadar çok öğrenir ve çevresine uyum sağlar. Bu nedenle çevresinde bir­çok kişinin, sözgelimi büyükanne ve bü­yükbabasının bulunması bebek için ya­rarlıdır.

Anne-baba ve küçük çocuklar

Küçük çocuk için anne ve babası, ko­ruyucusu oldukları kadar, örnek aldığı kişilerdir. Çocuklar erişkinleri yüceltirler. Onların yanlış yapabileceklerini, zayıf ya da çocuksu olabileceklerini düşüne­mezler. Çocuklar için anne-babalarının tu­tumları ve söyledikleri çok önemlidir. “Ben” imgesini büyük ölçüde onlar ara­cılığı ile geliştirirler. Sürekli eleştirilen çocuk, zamanla bir birey olarak kendi değeri konusunda kuşkuya düşebilir ve bu duyguyu yaşa­mı boyunca taşır. Azarlama ya kendi iyiliği ya da başkalarına karşı davranışının düzeltilmesi amacıyla olmalıdır. Anne-babası tarafından yönlendirilmek, çocuğa güven duygusu verir ve disiplin duygusu edinmesini sağlar. Çocuk, aralarında anne-babasının da bulunduğu öteki insanların kendisininkiyle bağdaşmayan istekleri ve hakları olduğunu öğrendiğinde de yaşamı tanı­mada bir adım atmış olur. Aşırı dere­cede övülmüş çocuk, başkalarının da hakları olduğunu çok zor kabul eder.

Ergenlik çağı

Bütün ilişkilerde olduğu gibi, anne- baba ile ergenlik çağındaki çocuk ara­sındaki iletişim de büyük önem taşır. Bu, yalnızca anne-baba ile çocuğun sık sık ve ayrıntılı konuşmalara girmesi an­lamına gelmez, tersine bu tür ilişki yarardan çok zarar getirmektedir. Sağlık­lı bir iletişim, anne-babanın, büyüme sürecinde çocuğun zevklerinde, düşün­ce ve davranışlarında değişmelerin ka­çınılmaz olduğunu da kabullenmeleriy­le kurulur. Ergenlik çağındaki çocuk ile anne- baba arasındaki bağların gevşemesine ve esnekleşmesine karşılık, genç bir erişkin olma yolundaki çocuk, sevecen bir anne-babanın verebileceği güven ve des­teğe her zamankinden çok gereksinim duyar. Anne-baba ile çocuk arasındaki ilişki, birer yetişkin birey olarak birlik­te yaşamalarına izin verecek kadar kök­lü ve esnekse, hiçbir şeyden zarar gör­mez.

Erişkinlik

Bazı anne-babalar, çocuklarının bü­yüyüp kendilerininkinden ayrı bir yaşa­mı olan kişiler olduklarını kabullenmek­te güçlük çekerler. Bağımlılık zincirini, yerinde ve zamanında koparan anne- baba ile çocuklar, bu zincirin yerini ömür boyu süren bir arkadaşlığın aldı­ğını görürler. İyi anne-baba olmanın temelinde ço­cuğun da başkaları gibi bir birey oldu­ğunu kabul etmek yatar.

Değişen Aile

Son 100 yıl içinde aile, özellikle endüs­trileşmiş Batı ülkelerinde önemli deği­şiklikler geçirmiştir. Birbirine destek olan akrabaların oluşturduğu büyük ai­leler gittikçe azalmakta, aileler küçülüp parçalanmaktadır. Öte yandan aile içi roller değişmekte, çocuklar aileyi çok daha erken terk etmektedirler. Yaşlıla­rın bakımı, sosyal güvenlik ve eğitim gibi ailenin geleneksel görevlerinin bazı­larını devlet üstlenmektedir.

Son yıllarda ailenin modası geçmiş ve geçerliliğini yitirmiş bir kurum olduğu söylenmektedir. Yıkılan aile sayısının artması nedeniyle de duygusal gerilim ve yıkımın ana kaynağı olarak suçlanmak­tadır. Bununla birlikte günümüzün bü­yük kentlerinde bile aile, temel toplum­sal birim ve çocukların bakılıp büyütül­düğü en güvenilir kurum olarak yerini korumaktadır. Aile hâlâ bireyin toplum­sal kimliğini kazandığı ilk yer, bir duygu­sal destek ve güvenlik ortamı ve aile ya­şamı ile toplumsal yaşam arasında bir bağlantıdır. Belki de aile, maddeci yanın­dan çok duygusal yanına ağırlık verilen bir birlik haline gelmiştir. Gerçekte, kar­şılaştığı zorlanmalara ve kazandığı ideal­lere büyük bir uyum sağlama özelliği gös­teren aile, varlığım sürdüreceğe benze­mektedir.

1- Kocamla sürekli kavga ediyorduk. Sonunda boşanmaya karar verdik. Biri beş, öteki yedi yaşında iki çocuğumuz var; ayrılmamız onları olumsuz yönde etkiler mi?

Cevap: Bu, sizin nasıl davranacağınıza bağlıdır. Boşanmanın çocuklar üzerinde çok kötü bir etkisi olabilir, ama sürekli tartışmak da aynı derecede zararlıdır. Kesin olarak ayrılmaya karar verdiyseniz, en kısa zamanda bunu çocuklarınıza haber verin; çünkü belirsizlik de onları rahatsız edebilir. Çocuklar açısından önemli olan, anne- babaları tarafından eşit ölçüde sevildiklerini ve her ikisine de “ait olmayı” sürdüreceklerini bilmeleridir. Çocuklardan taraf tutmaları beklenmemelidir. Bu, onların ruh sağlığını bozmaktan başka bir işe yaramaz.

2- Üç yaşında bir oğlumuz var, başka çocuk yapmamaya karar verdik. Kardeşi olmadığı için oğlumuz kendini yalnız hisseder mi?

Cevap: Onu yaşıtlarıyla arkadaşlık kurmaya özendirirseniz, kendini yalnız hissetmez. Önemli olan, aşırı meraklı ya da aşırı koruyucu davranmamanızdır. Oğlunuz bütün zamanını erişkinlerle bir arada geçirmemelidir. Bu, onun aile yaşamı konusunda dengesiz bir görüş edinmesine ve büyüyünce sağlıklı ilişkiler kuramamasına yol açar.

3- Altı yaşındaki oğlumuzun geri zekâlı olduğu anlaşıldı. Biz onun evde, aile arasında kalmasını istiyoruz. Bize ne önerirsiniz?

Cevap: Durum, oğlunuzdaki zekâ geriliğinin derecesine bağlıdır. Doktorunuz ve uzman kurumlar çeşitli konularda size önerilerde bulunacaklardır. Ancak genel olarak amacınız, olanaklar ölçüsünde eskisi gibi davranmak olmalıdır. Zekâsı geri kalmış bir çocuğa, öteki çocuklar gibi, gereksinimlerine karşılık verecek biçimde davranılması gerekir. Bu, oğlunuza uygun oyuncaklar bulmak ve gelişme derecesine uygun beceriler öğretmek anlamına gelir.

4- Kısa bir süre önce ilk bebeğimiz doğdu. Ancak hem eşimin hem de benim anne babalarımız, bize çok karışıyorlar. Onları kırmadan bundan vazgeçmelerini nasıl sağlayabiliriz?

Cevap: Yeni anne-baba olmuş kişiler ile büyükanne ve büyükbabalar arasında böyle sorunlar çok görülür. Özellikle çocuk bakımı yöntemi konusunda uyuşmazlık olduğunda, ilişkiler iyice gerginleşir. En iyi çözüm, anlayış farklılığını tartışıp bir arılaşmaya varmaktır. Doğal olarak son karar ve sorumluluk sizindir.

1- Yeniden çalışmaya başlamam gerekiyor, ama bir yaşında bir kızım var. Bunun çocuğuma zararlı bir etkisi olur mu?

Cevap: Her şeyi dikkatle ayarlarsanız hayır. Bir çocuğun ilk iki ya da üç yılındaki en temel gereksinimi, sürekli sevgi ve güven duygusudur. Annenin yerini tutabilecek iyi ve ilgili bakıcılar bulunabilir. Ailenin bir bireyi, sözgelimi anneanne ya da babaanne de ideal çözüm olabilir. Ama bu işi üstlenen kişi kim olursa olsun, çocukla aralarında güven verici bir ilişkinin kurulabilmesi için, çocuğu en az üç yaşına gelinceye kadar bırakmamalıdır.

2- Dört yaşında bir oğlumuz var beş ay sonra ikinci çocuğumuz doğacak. İkinci bebeğin oğlumuz üzerinde yaratacağı etki konusunda endişeliyim. Kıskançlığı en aza indirmek için yapabileceğimiz bir şey var mı?

Cevap: Öncelikle, bu düşünceye kendisini alıştırabilmesi için, çocuğunuza bir bebek beklediğinizi söyleyin. Bazen yeni doğmuş bir bebeğin nasıl geliştiğini açıklamak bile yararlı olabilir. Yeni bebeğe yer açmak için yatak odalarını değiştirmek ya da oğlunuzu anaokuluna vermek gibi büyük değişiklikleri bebek doğmadan önce gerçekleştirmeye çalışın. Bebek doğduğu zaman, büyük çocuğunuza da aynı ilgiyi göstermeye ve aym zamanı ayırmaya çalışın.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
Loading...